31 Temmuz 2016 Pazar

      Bir damlayım ben, seyir halindeki bir arabanın camından içeri giren şanslı bir yağmur damlası... Şanlısıyım çünkü sevgilisiyle kavga ettikten sonra hıçkıra hıçkıra ağlayan güzel bir kızın yanağına düştüm, o içten, masum, saf ve derinden gelen gözyaşlarının arasına katıldım, benliğine girdim o ağlayan gözlerin... En büyük hayalimdi sevgili olmak...Sevgili olamadım ama anlamlı bir gözyaşı oldum. Bundan sonra bende bir gözyaşıydım, saftım sevgiyi yansıtan en güzel şeydi saflık... Kız sevglisini çok seviyordu. Gözyaşlarını bir mendille değil, yanaklarını avuçlayarak, sanki hiçbir gözyaşını kaybetmek istemezcesine, yavaşça siliyordu. Tartışıp ayrıldıktan bir saat sonra sevgilisine araba çarptığını öğrenince kız bir anda hastaneye gitmek için binmişti arabasına. Biliyorum birazdan buluşacaklar, yine kavuşacak elleri ayrılmamak üzere, çünkü ikiside birbirini kaybetme korkusunu yaşamıştı. Erkek arkadaşının öleceğini, bir daha olmayacağını düşününce bütün hayalleri yok olmuştu... Muratın da kaza anında yaşadıkları, yaşayacakları, ege ve ece'si bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmişti... Evlenince ikizlerinin olmasını, isimlerinin ege ve ece olmasını istiyorlardı, ne mutlu ki kader buna izin verdi, Murat kazayı ağır atlatmıştı ama ciddi bir sorun yoktu kolunda, bacağında ve kaburgasında kırık vardı. İki-üç aya ayağa kalkıp dört-beş aya da düğünlerini yapabileceklerdi.. Sizi düğünde görür müyüm bilemiyorum ama ben oradayım; gözyaşı olmuştum ya hani? benliklerinde, evet gözlerinde olacağım iki sevgilinin..:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder